fcfanzin
43 Takipçi | 0 Takip
06 12 2014

Talat Sait Halman'a Açık Mektup

  Talat Sait Halman’a Açık Mektup   Bitkin görünüyordunuz. “Biraz dinlenseniz?” dedim. Önce gülümsediniz, sonra o muzip kahkahanızı atıp “Ho ho ho,” dediniz, “Fırat Bey, ölünce nasıl olsa dinleneceğiz.”   Az önce öğrendim: Artık dinlenecekmişsiniz. Haberi duyduğum an sersemledim, kendimi uyuşmuş gibi hissettim. Artık sizi göremeyeceğim, sizinle karşılıklı oturup sohbet edemeyeceğim gerçeği canımı yaktı. Ankara’ya son gidişimde sizinle görüşmemiş oluşumdan kaynaklanan bir vicdan azabı da eşlik etti bu can yanmasına. Sonra... Başka, daha önemli şeyler belirdi zihnimde. Sizi bildiğim gibi hatırladım.   Benim için çok şey demektiniz. Hocam, ustam, dostum, örneğim, istesem de istemesem de kendimi ömrümce temsil etmek zorunda hissedeceğim, ama hiçbir zaman temsil edebilecek vasıflara sahip olamayacağım olağandışı insan... Özgeçmişinizden nasıl bir kültür adamı olduğunuzu anlamak mümkün. Ölümünüzle ilgili haberlerde bunlar olacak: Binlerce çeviri, binlerce makale, onlarca kitap, ödüller ve saire.   Oysa bunlardan hem daha başka hem de daha fazlaydınız. Öncelikle, hayatımda tanıdığım en iyi insandınız. Ama iyiliğiniz öyle kendine özgü, tanıdığım başkalarının iyiliklerinden öyle farklı, öyle gösterişsizdi ki... Tanıdığımız insanların iyi insan olup olmadıkları bizi genellikle hayatımız üzerinde muktedir olma potansiyelleri bulunduğunda ilgilendirir. Siz bu potansiyele sahiptiniz. Ancak sahip olduğunuz iktidarı öyle zarifçe, öyle incelikle, yalnızca güzel şeyler yapmak için kullanırdınız ki, hiçbir zaman hiç kimse için tehlike arz etmediğinizden olsa gerek, iyiliğiniz pek bahis konusu olmazdı... Devamı

21 05 2014

Sandala Binip Açılan Adam

  Sandala Binip Açılan Adam İki kol bağladı adam göğsünde sonra, nasıl bir söz söyledi diye ağladı çok.  Bir söz söyledi oysa dudakları ikiydi.  Gözleri bir mendili dolanasardı.  Kibrit aldı eline sigarası yanakaldı.    Rüzgâra yalvardı adam.  Utanmasa gözünü dağlayacaktı.  Düşünüp çöktü birden.  Nereye kaçacaktı?   Sessiz bir sandala bindi adam.  Gövdesini sıyırdı, soyundu, kenara koydu.  Sonra utandı, içinden çıkacaktı.  Teni aktı, sandalı yaktı.  Şafaktı. İki kol bağladı adam göğsünde sonra, nasıl bir ağlayacak gözleri yok.    fırat caner, 1992 Devamı

21 05 2014

Arke

  Boğulan kıyılar çıkar yüze Hem dağılan bir dağ dize İzini ver şimdi eski ormanların Ormanlar tarihte vicdan yer   Yaprakları boyar gibi aynalar loş Bir güvercin boyunda y/tanık  Dalar suya Dalsız ve odalar Sanık okuyan cinlerle dolar Dağlanır çiğ gibi gök/yüzünde   Yazılır şiiri gölgesinde elma ağacının Yazılır Mutlak bilginin       mutlak hüznün mutlak acının  fıratcaner, 1999 Devamı

21 05 2014

Maskaralık

  maskaralık ağlıyorum BALIK gibi bir denizi   küçücük bir dünya işte kaç balık sığar ki   ÇABUK!   Geçiyor saat!   SÖZCÜKleri dağıt!   Ağıt!   bir balığa kaç balık sığar ki bakın işte küçücük bir balık   tıp tıp tıp tıp tıp tıp…   damlıyor kağıdıma maskaralık fırat caner, 1999 Devamı

21 05 2014

MLA

  mlâ .? ! ... : ; [] “   ” ( –––. ) : . ? ][     bitti mi hayır belki bir gün yani şimdilik yalnızca uzun bir ara bence sessizlik aç parantez yazar adı kapa parantez yani ölüm öyle mi söylüyor benden başka herkes   fırat caner, 1999 Devamı

21 05 2014

İmkan

  imkân dön ola bir kez o eski saz az az yaz o an dur bir hele ola dem im iz ses(n) siz bile ola mı yorum kimse siz   niye diye sordu adem bunun ne kadar anlamsız bir soru olduğunu anlasın diye kadını yarattı tanrı   her şey mümkündü henüz   fırat caner, 1999 Devamı

21 05 2014

Bir Kuyunun Kıyısında

  Bir Kuyunun Kıyısında Şimdi bir şeyi ters(ten söyleyecek) sin Ya da çapraz ama kim (anlar) Çoktan değil mi yitirdi in Kendin apartoparla(yanlar)   Ağlasan ne güzel sen(in için) İçin bunları geçin iz Ah ne sevinir için İçin ağlamanı anlamayanlar   Söyle(din mi) evvel zaman Diye yolda((şın elife yakın kaf)tan) Sevdinse iyi bir de an(la) Ken(dince sen) öyle sanlar   Derler ki bir ﻮpek akçe eder Deniz de kum da çöl de Batık gemilere baskın Gibi pusuda korsanlar   Şimdi yüzünü ters edip görecek(sin) Herkesin (der)ince yerinden Bir kuyuya düş(ün)düğü ve indiği Kıyudadır insanlar   fırat caner, 1999 Devamı

21 05 2014

Kuşlar

  kuşlar ne varsa karaltıda dökülmüş üzerine gündüzün atladığı   kefene sofra diyen şu kuşlar işte el pençe duruyorlar azraile   fırat caner, 1998 Devamı

21 05 2014

Fransızın Köprüsü

  Fransızın Köprüsü şehirde bir nehir üstünde köprü üstünde ben varım   altımdan nehir aktıkça geçmişime baktıkça anlarım   geniş bir zamanın suçundan aklanmış şakaklarım   fırat caner, 1997 Devamı

21 05 2014

Dinler Tarihi

  Dinler Tarihi Hector erat lune cum bello certabat; at ille, Tractus ab Aemonio, nom erat Hector, equo                                                 Ovidius   Oku/duydu             Ansızın bir pak gibi ak             Parladı kırmızı gül                                     Göğsünde             Çölleri harladı                         Taşlar un ufak   Havalandı             Üç kırlangıç yedi kat             At sırtında kasideyi aharladı                                     Göğsünde             Bir ordu toparladı                         Lat uzza menat   Oku/duydu             Aharlı bir kâğıt gibi acı    &nb... Devamı

21 05 2014

Elif

  elif                   -tendir             ansızın             olur         söz                   bir          bakış hâlden              dile                  akıştır              aşk         sürer                gece     gündüz yanar               mum                geçilir               deniz     sonsuz             kalır      düz   fırat caner, 1998 Devamı

21 05 2014

S

                                        yer                         göklerin           yıldız             horozu             der abahları            görüp gi- s anki                                            ter             olur                  göğsündeki evgilerde          yârin                            kar       yıldız biz                                gözündeki insanlar            hâlinden                       fer         yıldızlar                      haber                    gibi                              yıldız    &nb... Devamı

16 04 2014

Tibudierneler ve Kimtastuklar

  Küstah şahın kaderi mat olmaktır. Tabii bu kaderin tecelli ettiği süreçte, şahı olduğu rengin piyonları, filleri, atları, kaleleri de elden gider. Ha, o piyonlar, filler ve atlar şahın küstahlığıyla orgazm olacak denli ilkel ve cahil, üstelik bu vasıflarıyla gurur duyacak kadar da kibirlilerse, şahlarının kendilerine ettiklerinin -ki aslında onu baş tacı etmekle ne ettilerse kendileri kendilerine etmişlerdir- suçunu başkalarında görebilirler. Bu durumda yok olurlar. Belki şaşıracaklar, ama dünya dönmeye devam eder. Zira aslolan hayattır ve tarih için hiçbir kişi, grup, cemaat, halk, millet, devlet, birlik vazgeçilmez değildir. Kendini vazgeçilmez ve üstün zanneden, dolayısıyla da koşullara uyum sağlamaktansa koşulların kendi alışkanlıklarına uygun olması gerektiğini sanan bir yığın metafor olarak "maymun"dur ve aklını kullanarak koşullara uyum sağlama becerisini geliştiren bir canlı olan "insan"ın inşa ettiği kafeslerde yaşamak zorundadır. Yaşamaktadır. Yaşayacaktır. Tibudierneliler ve Kımtastuklar dahil. Şimdi diyeceksin ki kim bu Tibudierneliler ve Kımtastuklar... Bir ara bahsetmiştim sana, paralel bir evrende yaşıyorlar. Neyse ki buralarda durum böyle değil. Biz bu evreni insanlar ve bütün diğer canlılar için daha yaşanır bir yer haline getirmek için çabalarken, Tibudierneliler ve Kımtastuklar okey oynayıp en büyük bizim takım kavgası ediyorlardı. Neyse ki biz öyle yapmadık. dedi Zehabba ve ekledi: "Kusura bakma, saçmalıyorum işte. Yarın yeni bir gün olacak."   fıratcaner Devamı

16 04 2014

Jackson Mac Low

  Jackson Mac Low Çev. Fırat Caner   ve o...   Gözyaşında o...  ve ne zaman o...  ve ne zaman o... Ve.   Gözyaşında o... ve ne zaman o gözyaşında o...: Ve o[(rada)], nerede,   O[(rada)].   Ve o(rada), yırt o[nu], ve o..., Gözyaşında o[radakinde] Ve neredeki ne zaman o[lan] Ve (neredeki) ne zaman, ve o...   Ve o...     Duy ki Burada Ben   Duy ki duyuyorum burada ben! Aradaki aranın arasında. Dinliyorum.  hayır.  hayır.  hayır.   Burada duyuyorum ki burada ben! Aranın arasında! Burada ben!   Hayır.  hayır.  hayır. Burayı duymanın arasında! Hayır.  hayır.  hayır.  Duy! Ara. Devamı

16 04 2014

Karanlık

  Söylediler. İçinde yaşadığımız evrenin çoğu karanlık madde miymiş neymiş. Karanlığın ışık karşısındaki yenilgisi masalı böylece sona ermeliydi. Ama anlamamak konusundaki korkunç ısrarımız yüzünden olsa gerek, ermedi. Devrimden önce neyse devrimden sonra da o. Işık ille de enerji gerektiriyor ya, ateş yakarsın söner. Odun biter, kömür biter, petrol biter, gaz biter. O da biter. Çoğu zaman azalarak biter. Her neredeyse oranın dışındaki her yerden orayı kuşatan karanlık beklemektedir. Işık azalırken bir duvarın çatlaklarından sızar gibi nüfuz eder içeriye. Sonra... Sonra sessizlik gibi bir şey. Karanlık. Koyu. Hiçlik gibi ama bol ve her yerde. Arada bir ışık yanmalı. Arada bir. Onu tutumlu kullanmalı. Yoksa karanlık sonsuza dek hüküm sürer. Sonsuza dek olmasa bile öyleymiş gibi gelir. Şimdi, sanki hep karanlıktaydık gibi geliyor, sanki hiç görmedik ışığı. Bizzat ben görmedim, ama onunla ilgili hikayeler dinledim. Nesilden nesile aktarılan hikayeler. Karanlıkta okunmaz, anlatılır. Biz hikayeleri uzun zamandır sadece anlatıyoruz. Kitap sayfalarının zemini ile yazı karakterleri arasındaki renk farkı artık hiçbir şey ifade etmiyor. Kelimelerin pek çoğu da öyle... Örneğin “beyaz”, beyazı tarif edemem, rüyasını da görmedim. Rüyasını görmek için bir kez olsun görmüş olmak şart. “Aydınlık” kelimesi umut gibi bir şey. Olması beklenen, istenen, ümit edilen... Güzel bir şey, ama nasıl? Sevişmek gibi mi? Sulu bir mantar gibi mi? Aydınlığı anlatamam. Zaten öyle bir niyetim de yok. Karanlığı anlatabilirim. Yine de anlatacağım karanlık bildiğiniz karanlık değil. Öyle bir karanlıkta ne ısınabilir ne de beslenebilirdik. Hayatta kalamazdık. Son devrim gelmiş geçmiş devrimlerin en iyisiydi. En parlak olanı. Öyle söylü... Devamı

27 12 2013

Senin Kalbin Temiz

  Yanına gidip anlattığı hikayeler için teşekkür ettiğimde, ikinci kez “Senin kalbin temiz” demişti. Kalbim temizmiş, bunu duyduğuma sevindim. Daha önemli bir tespitte daha bulunmuştu: Hümanistmişim. Bu niteleme, insan merkezli bir dünya görüşüne sahip olduğum, insanın her türlü otorite karşısında özgür olması gerektiğini düşündüğüm, yasaların insanların mutluluğu gözetilerek yapılması gerektiğine inandığım anlamına gelmiyordu. Anlamı şuydu: Merhamet duygum aklımdan önce geliyor. Bu anlama gelebilecek bir cümle kurmamıştı, ama belli ki “akıllı” olmam gerektiğini düşünüyordu. Sorunların iyilikle çözülebileceğini zannedecek kadar saftım. Oysa buzağıyı sıkı bağlamak gerekiyordu.   Buzağı önemli. Seminere bir kıssa ile başlamıştı. Kıssanın tarifini verdikten sonra, örnek olarak güncel olduğunu söylediği ve politik yönünü özellikle vurguladığı hikayeyi anlatmaya başladı.   Şeytan, etrafta dolaşırken, inek sağmakta olan bir kadın görmüş. Kadın, ineği sağarken ilişmesin diye buzağıyı uzakça bir köşeye sıkı sıkı bağlamış, işini görüyormuş. Şeytan bu ya, hemen, “Şu buzağının ipini gevşeteyim de ortalık karışsın” diye düşünmüş ve ipi gevşetmiş. Buzağı da zaten gevşemiş olan ipi çekiştire çekiştire kurtulmuş ve hemen annesinin sütüne koşmuş. Bu sırada kovayı da devirmiş. Sinirlenen kadın bir sopayı kaptığı gibi vurmuş buzağının kafasına. Hayvancağız hemen orada can vermiş. Bunun üzerine inek kadını tepmiş, kadın ölmüş. Tam o anda içeri kadının kocası girmiş, ineği öldürmüş vesaire. Sonunda adam intihar etmiş.   Hikayeyi bitirdikten sonra, “Kıssadan hisse...” dedi, “Neymiş? Buzağının ipini gevşetmemek l... Devamı

20 12 2013

Çocukluk ve Erken Dönem Ergenlik Şiirleri

Çocukluk Aşkları, fıratcaner kalan gideni  kalan  bilir çünkü  gideni  sevmiştir kalanı  ben  bilirim çünkü  giden  için  ölürüm yasa sevgiliydik ayrıldık şimdi ölsem sevinmez elbet   üzülmez de... buket bir buket çiçek elimde ne geçti elime seni sevdim de hiç öyle şey olur mu bu devirde hadi kızım sen git otur evinde aptal yıllar var ilk görmüşüm görmüşüm görmüşüm iki gün geçmiş aradan aptal olmuşum yine yeni görmüşüm gibi özür ben sağır ben dilsiz çişimi bile edemem sensiz sen benim nurum sen benim perim ben sağır ben dilsiz çişimi bile edemem sensiz ölüm ve aşk ölümden korkuyorsun ama biliyorsun her yolun sonunda o var   belki aşktan da korkmalısın ölümden korktuğun kadar adam olmak “benim oğlum okuycak da ülkeler yönetcek”   neme gerek ülkeler adam öldürür   sayfa sayfa okuyanlar okuyup adam olmuşlar   işlerini annem duysa beni okuldan aldırır sünnet büyüyecek de erkek olacak diyor kirvem herkes sana bakıyor diye fısıldıyor kulağıma oysa herkes bana değil çüküme bakıyor bir ustura görüyorum ve daha acıtmadan bağırtıyor beni korkusu erkek olacaksın diyor kirvemin karısı oysa ben biliyorum gidiyor erkekliğin yarısı deli bana şair diyorsunuz yalnızca sizi yazıyorum size şiir diyorum   bana deli diyorsunuz katılıyorum sizi seviyorum   çubuk barış zamanı gelince ... Devamı

20 12 2013

Gibi

İsa olur sözü ihyâ ederim Huzura geldikçe Hiç yoktan bir âh gibi   Açılır mı kimseye Eteği olsa gül anlamın Âha durmuş semâh gibi   fıratcaner Devamı

20 12 2013

Zübde-i Alem

Zübde-i Âlem zât bir nefestir anladım, suda dağılırken kanat çırpışı bir kelebeğin   o taş suya düşer, diner yine de su yağmaz nefes ıslanmadan, o ilk söze değin   zât bir nefestir anladım, yani ha ölürken ha ilk ağlayışında bebeğin   fıratcaner Devamı

09 10 2013

aferin

sorgusuz sualsiz sadece bir fasıl hangi bilirkişi sorarım neyi bilmiş bu nasıl bir mahkeme nasıl nasıl gıyabımda müebbet hükmedilmiş sabitmiş hem suçum sürgünmüşüm  aşk için uzaklarda upuzun yalnızlığa gecelerce dirilip dirilip ölmüşmüşüm cesedim vurmadan önce burada sığa saçlarım yarı yarıya akmış uzayınca elime el değmişmiş yüzüme yüz etime... solup gitmiş koynumda nice gonca aşinalar eksildikçe benzemişim yetime sorsalar şimdi buralarda bilenim yok  öyle ya tarlada biten yaban ot benim çekmeyin kalsın yüreğime saplanan ok ne olsa bir oka bile hasret bedenim oysa bir zaman her sofrada yerim vardı  şiirim göçebeydi en narin gönüllerde  nasıl oldu nasıl bu bahçeyi diken sardı böcekler yurt tuttu fareler de her yerde canileri affeden bir gönül ki seninkisi  hırsızı namussuzu kul hakkını yiyeni  söyle hakim bey bir celsede hangisi ben hiç görmedim bana mısın diyeni sabitmiş hem suçum sürgünmüşüm gıyabımda yalnızlığıma hükmedilmiş ne fark eder yaşamışım ha ölmüşüm cemaat ardımdan "Helal olsun" demiş ağız dolusu bir aferin diyeceğim sana aferin ne güzel bu göl bu ağaç bu kamış erkekler var kadınlar var aferin ya ama yazık bu hayat hiç mi hiç olmamış fıratcaner, 11.03.13 Devamı